3 Nisan 2012 Salı

KARANFİL ÖLÜMLERİ

Son zamanlarda hep karanfil ölümlerinin gizli şahidi oluyorum. Bir ben görüyorum ölümlerini. Ölmeden az önce bir an gözgöze geliyoruz karanfille ve anlıyor benim onu anladığımı. Mutlu oluyor, mutlu ölüyor. Mutlu ölüm anında bir devrin acılarının bana yüklendiğini görüyor ve uyanıyorum şizofren uykumdan.

İnsan neden öldürmeyi seçer bir karanfili hiç yoktan. Ne için ve ne uğruna? Nedir eline geçecek olan ölü bir karanfilden başka? Ölü bir karanfil ölü bir karanfildir çünkü yalnızca. Alabildiğine/olabildiğine aptal ve ölü bir karanfil. Açılan yara değil yaranın nedenidir öldüren.

Ölünce öyle suskun bir mekana taşınır ki karanfil, gözlerinin en derinine de baksan göremezsin artık kelimeleri. Hayat uzaklaşmıştır ve hiç olmadığı kadar kolay ve hızlı devam eder. Karanfil şaşkın. Kış öyle uzun sürer ki, üşümek dayanılmaz bir hal alır. Kar, nedense, hep en beklenmedik zamanlarda yağar. Tesadüf olamayacak kadar sürekli tekrarlar bu arsızlığını. Karanfilin kaçıncı ölümünü zorladığını da bilir oysa…

***

Bir tel kopar, ahenk ebediyyen kesilir. Dünya bazen yuvarlak değil, üstüste dizilidir; devrilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder